Boşanma sürecinde en çok merak edilen ve en çok yanlış bilinen konulardan biri mal paylaşımıdır. "Evlilik süresince edinilen her şey yarı yarıya paylaşılır" şeklindeki yaygın kanı, gerçeği ancak kısmen yansıtır — Türk hukukunda mal paylaşımı, sanıldığından daha katmanlı bir hesaplamaya dayanır.
1. Yasal Mal Rejimi: Edinilmiş Mallara Katılma
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca, eşler evlilik birliği kurulurken veya sonrasında noterde farklı bir mal rejimi seçmemişse, kanunen "edinilmiş mallara katılma rejimi" geçerlidir. Bu rejimde her eş kendi malının maliki olarak kalır; boşanma anında yapılan işlem, malların ortak mülkiyete geçmesi değil, eşler arasında bir "katılma alacağı" hesaplanmasıdır.
2. Kişisel Mallar ile Edinilmiş Malların Ayrımı
Bu ayrım, mal paylaşımının temelini oluşturur. Kişisel mallar (TMK m. 220): evlilikten önce sahip olunan mallar, miras veya bağış yoluyla edinilen mallar, manevi tazminat alacakları gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardır — bunlar paylaşıma dahil edilmez. Edinilmiş mallar ise evlilik süresince çalışma karşılığı elde edilen gelirler, sosyal güvenlik/sigorta kurumlarının yaptığı ödemeler, çalışma gücünün kaybı nedeni ile ödenen tazminatlar ve kişisel mallar yerine geçen değerler dışında kalan, evlilik birliği içinde edinilen tüm mal varlığıdır.
3. Katılma Alacağı Nasıl Hesaplanır?
Boşanma anında her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden, bu malların edinilmesi/iyileştirilmesi/korunması için harcanan borçlar düşülerek "artık değer" bulunur. Kural olarak her eş, diğer eşin edinilmiş mallarındaki artık değerin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir. Bu hesaplama, malların boşanma davasının açıldığı tarihteki değeri üzerinden değil, tasfiye anındaki (genellikle mahkeme kararı kesinleştiğinde) sürüm değeri üzerinden yapılır — bu nedenle dava süresince malların değer artışı/kaybı da hesaba katılır.
4. Evlilik Öncesi Alınan Ev veya İş Yeri Ne Olur?
Sıkça sorulan bir soru budur: evlilikten önce alınan bir ev, edinilmiş mal sayılmaz ve kişisel mal olarak eşin uhdesinde kalır. Ancak evlilik süresince bu eve yapılan yatırımlar (kredi taksitlerinin ortak gelirden ödenmesi, esaslı tadilat vb.) "katkı payı alacağı" doğurabilir — yani diğer eş, o taşınmazın kendisine ait olduğunu iddia edemese de, yaptığı katkı oranında bir alacak talep edebilir. Bu, uygulamada en çok teknik hesaplama ve bilirkişi incelemesi gerektiren konulardan biridir.
5. Mal Rejimi Sözleşmesiyle Farklı Bir Rejim Seçilebilir mi?
Evet. Eşler, evlenmeden önce veya evlilik süresince noterde düzenlenecek bir mal rejimi sözleşmesiyle kanuni rejim yerine mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini seçebilir. Özellikle önemli miktarda kişisel varlığı veya şirket ortaklığı bulunan kişiler için evlilik öncesi böyle bir sözleşme yapılması, ileride doğabilecek karmaşık hesaplama süreçlerinin önüne geçer.
6. Mal Paylaşımı Davası Süreci ve Zamanaşımı
Mal rejiminin tasfiyesi, boşanma davasıyla birlikte açılabileceği gibi, boşanma kararı kesinleştikten sonra ayrı bir dava olarak da açılabilir. Katılma alacağına ilişkin dava zamanaşımı süresi, mal rejiminin sona ermesinden (kural olarak boşanma davasının açıldığı tarihten) itibaren on yıldır. Bu süreçte taşınmazların ve şirket paylarının güncel değerinin bağımsız bilirkişilerce tespiti, sürecin en kritik aşamasıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir olaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Boşanma sürecinizde mal paylaşımı hesaplamasını birlikte değerlendirmek için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
